Nizamettin ŞEN

Turizm Gazetesi ve Sabah Gazetesi Akdeniz Eki - 18.12.2007

MEANDROS


Nehirlerin kıvrım kıvrım akması, sadece şairlere değil, onları seyreden tüm insanlara çok ayrı duygular verir. Dünya dillerinin birçoğunun sözlüklerinde “Salına salına giden” anlamına  gelen “Meander” ise Anadolu’nun efsane nehri Menderes (Meandros) dan gelir. İki Menderes ırmağı, antik çağdan günümüze Anadolu toprağının yaşam alanıdır.

Homeros’un 'İlyada'sındaki Skamandos nehri Truva’yı denizden uzaklaştırmış olan Eski Menderes'dir. Truva, Efes antik kenti gibi nehrin alüvyonlar getirmesi ile kıyıdan uzaklaşmıştır. Ama  Büyük Menderes (Meandros) nehri yüzyıllarca getirdiği alüvyonlarla Milet, Priene, Herakleia, Myus, Assessos gibi antik liman kentlerini denizden koparmıştır.

584 km uzunluğundaki bu nehir, dünyada en çok bilinen mimari bordürü (kenar süsü) “meander”e adını vermiştir.

6 Aralık günü İzmir’de yapılan “Destinasyon Pazarlama Ağında Ortaklık” başlıklı çalıştayda  “Uygarlıklar Deltası Meandros” sloganı ile Sayın Başak Kamacı ve Ömhur Kaynak, Didim Belediyesi ve Adnan Menderes Üniversitesi’nin katkılarını alarak hazırladıkları bir proje sundular. Özel sektörün kültür ağırlıklı ve geniş bir bölgeyi kapsayan böyle bir projesine, benim gibi herkes ilk defa tanık oldu.

Gerçekten bu proje, bölge turizmi için bir can damarı ve içinde kıvrım kıvrım akacak bir kan gibi. Umarım bu proje Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, bölge belediyeleri ve kamudan, özellikle de bizim sektörümüzden gerekli ilgiyi görür, şairin dediği gibi  “yokuşlarda susamak” gibi bir kaderi olmaz.

Meandros projesi içinde, sadece  tarihsel ve kültürel değerler olmamalı, bölgenin coğrafi geçmişinden kaynaklanan “doğal zenginlikler de projelendirilmeli” önerimi projeyi hazırlayan arkadaşlarla paylaştım. Bugün  küresel ısınmayla dünyada olacak değişimler üzerinde çalışan kurumlar, Anadolu coğrafyasını neler beklediğini tam ve net açıklamıyorlar. Geçmişten günümüze Büyük Menderes Nehri'nin bir Bafa Gölü oluşturması bile, coğrafik gelişmelerin çarpıcı örneğidir.
Kültür ve doğa temalı bölge markası yaratmayı amaçlayan bu proje, “bölgesel ortaklık” anlayışının ortaya çıkmasını da gerekli kılıyor.


Proje tanıtımında kullanılan “Havza Boyutunda Kullanma Modeli” ni,  Tarihi Kentler Birliği’nin açıklamalarına referans gösteriliyor; “Tarihin ilk dönemlerinden beri uygarlık su kenarında gelişiyor. Su kenarı dediğimiz şey de büyük nehirlerin oluşturduğu doğal havzalar. Aynı havzaya sınırı olan kentlerin sorunlarının da çözümlerinin de ortak olduğu artık fark edildi. Eskiden aynı kentin içindeki ilçeler bile çözüm arayışında tekil davranırken, şimdi artık havzayı oluşturan kentler, işbirliği içinde ortak çözüm arayışına girmeye başladı.” 


Geçen haftaki yazımın sonunda belirttiğim gibi; üniversite, sektör ve kamu artık bundan böyle turizmin sağlıklı gelişmesi için bir stratejik ortaklık oluşturmalıdırlar. Bu üçlü güç, işte böyle projeleri hemen hayata geçirebilir.
Didim, Milet, Prienne, Herakleia, Bafa Gölü ve de Efes gibi birbirinden ünlü bu varlıklarımızı birbirine bağlayacak bir “yürüyüş yolu” tıpkı Antalya –Fethiye arasındaki “Likya Yolu” gibi Meandros’a bambaşka bir boyut kazandırır.


26 Haziran-27 Temmuz 2008 tarihinde,  “4 hafta 4 Antik kentte” bir dizi etkinlik düzenlenecek. Projenin mimarları, bölge halkı ve yetkililerle bu projeyi paylaşacaklar...


Yine söylüyorum; bizim sektörümüzde bir ilk gerçekleşmesini istiyorsak bu proje önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından iyice incelenmeli, kısa zamanda Menderes Üniversitesi ve proje müellifleri, turizm sektörü ve bölgesel kurumlarla birlikte bir ortaklık deklarasyonu yayınlanmalı, işe öyle başlanmalıdır. Anadolu’nun “imece” geleneği ancak böyle hayat bulur.


Proje konusunda bilgi ve iletişim için: www.meandros.info